Shop Mobile More Submit  Join Login
×
Derler ki, gözler kalbin aynasıdır.
Alakası yok.
Beynin içinde oluşan dünyanın pırıltısıdır gözler.

Gözlerde pırıltı varsa beyinde de vardır.

Balinaları çok sevmemin nedeni de bu göz beyin bağıdır.

Yüzlerinde en ufak ifade olamayacak canlılardır balinalar. Ama gözlerindeki pırıltıyla, hüzünle, kırgınlıkla, öyle güzel ifade ederler ki kendilerini.

Gözleri kocaman olan canlıları severim. İçten olurlar, ya da en azından ben onların beynini okuyabilirim.

Ceylanları da o yüzden çok severim, develeri de. Hatta bal arılarını da bu yüzden severim.

Demeyin ki bana, balinaların gözü minnacık. O minnacık göz, insan başından daha büyük.

Gözleri büyük olup da sıkıntılı duygulara yol açan tek bir karakter tanıdım hayatımda; Gollum :)  o da sayılmaz, hayali çünkü ya da garibimin en çok kullandığı kelimeye bakar mısınız? Değerlim?

Ve, kocaman açık pırıldayan gözleri çok severim, çünkü sevdiklerimin hepsinin gözleri öyleydi. Ama artık hepsi ebediyyen kapalı. 

Güzel gözlü, güzel bakışlı canlıların gözleri hep pırıldasın, dilerim.

:tears:
Gözle görür insan, kulakla duyar, diliyle tadar, teniyle hisseder, burnuyla koklar.

İlk olarak görür insan,
Sonra başkalarından da duyar gördüklerini,
Burnuyla alır kokusunu,
Eliyle yoklar dokusunu,
Ve eğer
Hepsi iyiyse, alır ağzına atar, tadına bakar,

Ancak hepsi tamamsa, çiğner ve yutar.

Beyni devreden çıkarırsan bu döngüde,
Yutar zokayı.

Aynen balık gibi, aynen alık gibi.

Meşhur laftır,
"ben bilmem beyim bilir"

Evet bayanlar baylar, siz bilmezsiniz,
BEYİN BİLİR!
İnsanların hepsi insan olarak doğarlar ama pek azı bu özelliği koruyabilir. Eğitim ve öğretim de bu konuda yardımcı değildir, birçok örneğini görebileceğimiz gibi.

Geçenlerde yaşadığım ve daha önce aynı zatı muhteremle yaşadığım 3 olayın resmen tüy dikme faslı olan olay, bu gerçeği bir kere daha gözler önüne serdi.

Hormonları mı tepmiştir, yoksa tepen başka şey midir bilinmez, insanlıktan çıkmış, bir yaratık haline dönüşmüş bir tipten söz ediyoruz sonuçta. Her zamanki sakinliğim ve olgunluğum olmasa ve de kendimce geçerli nedenlerim olup, o halindeki o yaratığa bile acıma duymasam, kuralları olan toplum yaşamının düzenleyicisi ve sınırlandırıcısı limitlerin hiç birisini aşmadan, bin pişman edebilirdim ama, dedim ya insanım, ya da balinayım, vicdanım var.

Gerekçeleri her ne ise de, yapılan davranış dizisi öyle münasebetsiz ve ilkeldi ki, yüzüne baktığımda görebildiğim eğitim almış basit ve cahil insan kimliği ile yaptıkları tam da tencere kapak ilişkisini doğruluyor nitelikteydi. Hala da öyle, ve ebediyen de öyle kalacak. Çünkü o yaşa geldiği halde o ilkelliğinden sıyrılamamış, hormonlarının esiri, kontrolsuzluğun şaşkın uşağı asla iflah olup düzelemez.

Peki sonuç ne?

Tiksinti duygularımı üzerine almaktan karı ne oldu?

Vallahi, meçhule giden bu yolda, her ne desem be sersem, demekten başkası paklamaz :D


Ph.D. veya Türkçesiyle Doktora, ya da tam açılımıyla Felsefe Doktorluğu nedir diye sordu bir arkadaşım bu sabah.

Gülümsedim.

Neden gülüyorsun? diye sordu.

Gülmüyorum, gülümsüyorum dedim.

Ne farkı var diye üsteledi.

İşte sorunun cevabı da bu dedim.

Boş boş baktı.

Bu boş bakışların da cevabın bir başka açıklaması diye devam ettim.

Kafam karıştı dedi.

İzah edeyim dedim;
Sıradan insan için çok önemsiz olan nüansları fark edebilmek, alakasız gibi görünen iki durum arasındaki ilişkiyi göremeyip boş boş bakmak birbiriyle zıt yönlerde doktora yapmış kişiyle yapmamışı ayıran özelliklerdir.

İyi de sen eskiden beri hep böyle sinir ve gıcık bir adamdın, doktora yapınca olmadın ki dedi.

Kahkahayı patlattım.

Anladım dedi, eskiden kaçıktın şimdi zır deli olmuşsun. Doktora kaçıkları delirtiyor değil mi? diye sordu.

Cevabım aynen şu oldu:

Aklı başında olduğu için kaçık denenlerin cesaret edebildikleri, normal insanın delirse bile başaramayacağı bir aşamanın adıdır o.
Sırf o yüzden felsefe doktorluğu deniyor. Düşünceler hastalanınca, tedavi edebildiğimiz için =)
Heidegger'in yaklaşımıyla;

Tavuk tavuklar, yumurta yumurtlar.
Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıktı esansiyel sorusuna geri dönersek:
Folluk bahçeye yaslanır ve onu öne çıkarır. Burda bir açıklık oluşur, tavuk yumurtlarken gerçek oluşur.
Demek ki yumurta sanat eseridir, Tavuk da sanatçı.
Her tavuk genetik olarak farklı yumurta üreteceğine göre, farklı yumurtalar oluşur.

Tavuk yumurtlar ve bir form oluşturur.
Yumurta tavuğun hayatın zor şartlarında neslini devam ettirmek için yarattığı bir ilüzyondur.
Dolayısıyla Tavuk Apollonian güçleri temsil eder.
Civciv ise yumurtayı gaga darbeleriyle kırar ve hayatı olurlar.
Dolayısıyla civciv Dionisosçu güçleri temsil eder.
Sadece civciv olarak devam etmek olası değildir, çünkü kıracak yumurta kalmayacaktır.
Civciv becomig tavuk olur, ve yeni yumurta yumurtlar.
Tavuk da yumurtadığında becoming civciv olur.
Apollonian ve Dionisosçu güçlerin uyumlu ve dengeli evliliği ise Nietzsche'nin yeterli açıklayamadığı ve ancak Deleuse'ün çözdüğü bir husustur.
Çünkü Tavukla civcivin dengeli evliliği ancak civcivin becoming horoz olmasına bağlıdır.

Tavuk kümesin bir üyesidir. Kümes mensupları sayıdan bağımsız olarak lokal bir majoritedir.
Hiçbir civciv minorite olarak doğamaz. Civciv minorite olur.
Civciv kümesden tekilliğe doğru, tekilliğe asla ulaşamamak şartıyla bir line of flight üzerinden kaçarsa, dışarda kediye köpeğe yem olur, ve tekilliğe ulaşır.
Kümesdeki hiçbir tavuk sanat üretemez. Yumurtalar sanat değildir. Bunlar her tavuğun geçmişte yediği ve aldığı kalsiyuma bağlıdır. Yumurta gazeteci yumurtasıdır.
Sanat civcivin kediye köpeğe yem olduğunda geriye kalan tüyleridir.

Civciv tekilliğe yolculuğunda, ayak izleriyle bir içkinlik düzlemi yaratır. Geriye kalan kemikleri ve tüyleri bir sensation block oluşturur. Bu düzlem üzerinde dikilen bu duygu bloğu sanat eseridir.

Fakat burda çeliki şudur.
Civcivi yiyen kedi ya da köpek, civcivden civcilemi çeker çıkartır.

Bu yüzden gerçek sanatçı kedi ya da köpektir.
Cinselliğin neden bu kadar abartıldığını artık biliyorum.

Cinsiyet bundan 300 milyon yıl öncesinde evrim sırasında oluşmuş bir kavrammış.

Dünya üzerindeki yaşamın toplam süresi düşünüldüğünde çok yeni sayılır.

Sonradan görme durumları yani :D
Erotik bir amacım yok, romantik de.

Hatta tiklerle ilgili de değilim.

Sadece paket yapmak için çiçeğe ihtiyacım var.

Evet, sadece paket yapmak için.

Her çiçek bir pakettir aslında.

Bir duyguyu saklar.

Bazen bu güzel bir kokudur, bazen de eskimiş kullanılmış bir çorap.

Çiçeğin içinden çıkan eski kullanılmış bir çorap ne feci değil mi?

Aynen sahte aşkların ifadesi olarak verilmiş çiçeklerin art niyet arkasındaki pis kokuyu gizleyememesi gibi.
Uzun zaman oldu yazmayalı.

Yazacak birşeyler olmadığından belki de. Onca şey oldu da yazacak önemde olan mı yoktu diye düşündüğümde, yazmaya gerek yoktu demek daha mantıklı sanki.

Her zaman değişen bir çevrede hayatta kalan bizler, bazen hayatsız kalabiliyoruz, farkında bile olmaksızın.

İnternette kendisini ortaya süren yığınlardan birisi gibi olmaktansa, ortalıkta olmamak evladır, ne yazık ki onları da beni de yaratan Mevladır deyip geçmek lazım.
Belki.

Hayat sadece ihtimallerden oluşsaydı, evet.

Görünenlerden başka gerçek olmasaydı, yine evet.

Espri anlayışım deforme olmuş, onu anladım. Daha düşük zeka seviyesinde espri yapar olmuşum. Üzüldüm

Ama belliydi, benim esprilerimi anlayamayıp canı sıkılanlar son zamanlarda esprilerime gülmeye başlamışlardı. Durduk yerde algıları artmayacağına göre, onca insanın, bende bir gerileme olduğunu anlamalıydım.

Neyse.

Bunu da atlatırım.

Neleri atlatmadım ki...
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
Herşey gözlerle başlar, gözlerle biter.

Söz ettiğimiz göz sadece görmekle ilgili olan değildir. Hissetmek, algılamakla ilgili gözlerimiz de vardır, hepimizde olmasa bile.

Eğer kişi sadece görmeyle ilgili gözleri açıksa, açık göz olarak tanımlanır.

Boşuna değildir bu söz.
Bir gerçeği ifade eder. Sadece gözükebileni görmektedir ve hayatı, dünyası, hatta ahireti ondan ibarettir. Çünkü ahireti bile kalmamıştır. Göremediği için.

Bu görmek dışındaki gözlerimizin faydası nedir diye sorar belki içimizden bazılarmız. Soruyu soranların bu diğer gözleri kördür manasına da gelmez bu soru. Bilirsiniz ki, bazen insan dikkat çekmek için bildiği cevapların sorularını da sorar ortaya. Üstelik benim hayatım boyu yaptığım birşeydir bu. Cevabını bile bile sorarım soruyu. Aslında çok iyi taktiktir bu. Cahilleri, bilgisinden emin olmayanları ve bilgi sahiplerini tanımanızı sağlar. Üstelik kim mütevazi, kim siz bilmediğiniz zaman bile sizi aldatmayacak bunu da görmüş olursunuz.

Bir faydası da sizin diğer insanlar hakkındaki tahminlerinizin ne derecede doğru olduğunu görmek şansınızın olmasıdır. Gün gelir, soru soramaz olursunuz. O zaman elinizde sadece bu tahminleriniz kalır. Ve doğru tahmin insana dostunu, yanlış tahmin de delinmiş postunu verir.

Postunu bugüne kadar deldirmemiş birisi olarak diyebilirim ki, görmek için olan gözlerden çok şey okunur. Diğer görme yetileri hakkında da bilgi verir o pencereler. Nasıl ki bir evin pencerelerinden o evde yaşayanlar hakkında bir bilgi edinebilirsiniz, gözler de benzerdir. Kimsesiz evlerin pencerelerinde hüzün vardır. Perdeler oynamaz. Camlar buğuludur. Açılmaz bile bazen panjurları. Ne zaman içlerine baksanız, kendi yansımanızı görürsünüz, içerisini değil.

Sizi bekleyen bir evin penceresine bakarsanız, içerisini görürsünüz. İster karanlıkta umutla sizin gelmenizi beklesin, ister ışıkları yakmış sizi karşılamaya hazır, heyecanla bekliyor olsun. Sizi seven evlerin penceresinde kendinizin yansımasını değil, sizi sevenleri görürsünüz.

İnsanlar da öyledir. Gözlerinde sizi seven birisi varsa, emin olun o gözlerin sahibi sizi seviyordur.

Ama bazen utangaç olur seven pencereler. Perdeleri indirirler yarı yarıya, utanıp. Pencerenin önünde bekleyenler olduğu için ışık azalır, kızarır pencereler, ya da gözler. Bazen bir iki damla yaş bile gelir o gözlerden, hasretten kaynaklanan.

Eğer, siz bunu gördüğünüz halde, o pencerenin olduğu eve gitmezseniz, sevgiyi hak etmeyen birisiniz demektir. Sizi seven bir kalbi üzmenin bedeli, ilerde sevdiğinizin sizi sevmemesi olarak karşınıza çıkacaktır emin olun.

Sevgiyi bulduğunuz zaman sakın bırakmayın.

Bir daha asla bulamayabilirsiniz.
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
Hayatta herşeyin, insanlar da dahil, herşeyin bir karşılık değeri vardır. Bu değer sadece parasal olmak zorunda değildir ve çoğunlukla da değildir zaten.

Ne zaman  ki, kendi değerinin üstünde bir değer talep eden olursa, bu alışveriş bitirilmelidir.

Zeka, hayattaki varlıkların gerçek değerlerini doğru zamanda, doğru algılayabilmektir.

Bıktırdıysa seni sevdiğin, anlayış gösterdiğin,
İstiyorsa senden fazlasını, yetmiyorsa verdiğin,
Bırak o değeri vereceklerle olsun, sen onsuz kal,
Aslında kayıp değil kazançtır böylesine sildiğin.
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
...
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
Life is sometimes a roller coaster,
Courage is a self esteem booster,
Intelligence and wisdom in darkness,
Helps to wake up others, makes you rooster :P
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
Size muhtaç, sizden başka kimsesi olmayan bir insanın korkularını, size bağlılığını, sizin başınıza birşey gelmesi ihtimaline karşı duyduğu ürpetiyi bilebilir misiniz? Ben bilirim. Bu gerçekle yaşadım yıllar boyu. Hep bir maske takmak zorundaydım onca zaman. Her insanın içinde olan o hayvanın dışarı çıkmaması için kapısını sımsıkı kapalı tuttum. Sadece gülümsedim dışarı.

Hayat üniversitesi derler, doğrudur, en büyük okuldur hayat. Ben ondan mezun olamadım yıllarca. Hep ertelettim mezuniyetimi.

Sonunda bu haziranın son günleriden birisinde mezun oldum. Diplomamı bir ölüm raporu olarak elime verdiler. Biliyordum ki artık herşey farklı olmak zorundaydı. Yüzümdeki maskeyi çıkartmaya kalktım, çıkmadı. Yapışmış bunca yılda.

Bu hafta sonu bir telefon konuşması bittikten sonra aynaya baktığımda maske yoktu. Ürperdim aynadakini görünce. Yıllarca bunca puştluk ve kahpeliğe direnen tebessümüm yoktu artık. Aynen bana bağlı benim sorumluluğumda kimse olmaması gibi.

Herkes layık olduğunu bulur. Ben bunca yıl bunu yapmadım. Layık olana layığını vermedim. Faizi bayağı birikmiş. Malum yüksek enflasyon.

Hayırlı olsun.
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
Herkes benim gibi olsaydı ne berberler ne kuaförler iş yapamazdı.

Çünkü o zaman herkes kendi saçını kendi keser, manikür pedikür diye bir konu da olmazdı.

Aslında durum böyle değil =)

Balinalarda saç olmaz bu birincisi =)

Tırnak dersen nerde? Yüzgeçlerle kuyrukta mı? :D

Balina olduğumu ayna olmayınca unutuyorum napalım :D
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
Kimse sizi görmez, ne yaptığınızı bilmezse, gerçek gücünüzü kullanabilirsiniz.

Öyle mi?
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
Bu sabaha erken uyandım içimde engin bir sıkıntıyla.

Az önce öğrendim ki değerli dostum, sevdiğim insan, kalbi de yüzü gibi tertemiz bir sanatçı artık yaşamıyormuş.

:iconkimlik:

Yıl başında öğrenmiştim annemin kanser olduğunu.

Yine ayni zaman diliminde değerli dostuma da pençesini attığını öğrendim o uğursuz hastalığın.

Hep iyilik haberlerini bekledim, ikisinin de.

Canım annem haziranın 27. de ellerimden kaydı uçtu gitti. Tutamadım onu hayatta.

Umudumdu ki, değerli dostum yenerdi bu hastalığı. Kalırdı bizimle bu geçici dünyada bir süre daha.

Canım dostumu da 17. Ağustosta kaybetmişim, habersizce, sessizce.

Dün sessizce uyuyup gidenler demiştim. Canım annemi öyle kaybettiğim için.

Bir daha yaşamam bunu umarım demiştim.

Dileğimi söylemekte geç kalmışım.

.
.

Acı duymak nedir bilmezdim daha önce. Daha doğrusu bilmezmişim.

Ağlayamamak, dudaklarımı birbirine ses çıkmasın diye sımsıkı kilitleyip boynumun iki yanında çelik tel gibi gerilip kalmış kaslarla gözlerim yangın yeri gibi kalakalmak neymiş yeni öğrendim.

Nefes almaya çalışır gibi dudaklarım kapalı sessiz bir çığlıkla ulaşmaya çalışmak sevdiklerime ne demekmiş yeni öğrendim.

.
.

Bilir misiniz acı duymanın en zor yani neymiş?

Dışarı atamıyorsunuz, o koru, içinizde yanmaya devam ediyor.

Daima içinizde.
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
Çok sevdiğiniz bir insanı en derin okyanuslardan daha derin uykularda görürseniz, bilirsiniz ki o artık sizden gitmektedir.

Umarım hayatımda bir daha bu acıyı yaşamam.

Uyuyup gidenler...

:heart:
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
Başkalarının ne isteyeceğine sen karar veremezsin.

Vermemelisin.

Herkes kendi ihtiyacını belirleme hakkına ve müstahakiyetine sahip olmalıdır :D

Tam elini uzatmış alacakken, aman onu alma, o sağlığına zararlı deme kimseye.

Sen kimsin ki evrimin işleyişine engel oluyorsun?

Bırak Darwin haklı çıksın.

Haddini bil, sus!

Bırak herkes kendi uçurumundan kendisi düşsün.

Sen kendi köprünü kur.

Sen senden sorumlusun, Allah'a karşı.
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.
Film dönemi bitti mi diye soranlara, henüz değil ama yakındır diyorum.

ASA'sı en düşük filmdeki taneciklerin boyutundan daha küçük algılayısı imal edildiği gün filmin de sonu gecektir. Diye de ekliyorum

Bir kristalden daha küçük transistör mü diyorlar?

O kristaline bağlı diyorum :) Kocaman silikon kristallerinin resimlerini gösteriyorum. Hmmm diyorlar.

Ve işin komiği henüz filmden tamamen vaz geçmenin zamanının gelmediği bu işle ilgilenenler biliyor.

Ama cidden az kaldı :(
  • Listening to: Tinnitus
  • Reading: Nothing
  • Watching: I closed my eyes
  • Playing: Game is Over
  • Eating: Angels do not eat
  • Drinking: See above line.